Kapsayıcılık; bireylerin cinsiyet, etnik köken, engel durumu, tıbbi gereksinimleri ya da gelişim özelliklerinden bağımsız olarak topluma eşit, onurlu ve etkin biçimde katılımını güvence altına alan temel bir insan hakkıdır. Kapsayıcı bir toplumda bireyler yalnızca var olabilen değil, farklılıklarıyla birlikte kabul edilen ve toplumsal yaşamın aktif birer parçası olarak görülen bireylerdir. Bu yaklaşımın temel dayanaklarından biri nöroçeşitliliktir.
Nöroçeşitlilik, insanların beyinlerinin ve sinir sistemlerinin farklı biçimlerde çalışmasının doğal ve insan olmanın bir parçası olduğunu kabul eder. Her bireyin düşünme, öğrenme, iletişim kurma ve dünyayı algılama biçimi kendine özgüdür. Başlangıçta daha çok otizmle ilişkilendirilen bu kavram, zamanla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), disleksi gibi öğrenme güçlükleri, Tourette sendromu, sinestezi, duygudurum bozuklukları ile yüksek yaratıcılık ve yüksek bilişsel kapasiteyi de kapsayan şemsiye bir kavrama dönüşmüştür.
1990’lı yıllarda ortaya çıkan nöroçeşitlilik hareketi, nörolojik farklılıkların toplum tarafından kabul edilmesini ve kapsanmasını savunan bir sosyal adalet yaklaşımıdır. Sosyal engellilik modeli temelinde, otizmin bir bozukluk değil; toplumun doğal ve değerli bir parçası olduğu vurgulanır. Bu bakış açısı, bireyin kendisini değil, bireyin ihtiyaçlarını gözetmeyen çevresel ve toplumsal düzenlemeleri sorgular. Nöroçeşitlilik yaklaşımı, farklılıkları birer zenginlik olarak ele alır ve bireylerin güçlü yönlerine odaklanmayı teşvik eder.
Kapsayıcılığın en önemli bileşenlerinden biri eşitlik ve erişimdir. Her bireyin eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşam gibi alanlarda eşit fırsatlara sahip olması tek başına yeterli değildir; bu fırsatlara fiilen erişebilmesi de gereklidir. Örneğin, otizmli bir çocuğun akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmesi eşitlik açısından önemli bir adımdır. Ancak bireysel ihtiyaçlarına uygun destekleyici materyaller, öğretim yöntemleri ve düzenlemeler sunulmadığında, bu eşitlik gerçek bir erişime dönüşmez. Bu nedenle kapsayıcılık, yalnızca “aynı ortamda bulunmayı” değil, anlamlı ve işlevsel katılımı hedefler.
Otizmli bireyler için kapsayıcılık; fiziksel mekânlara erişimle sınırlı olmayan, sosyal etkileşimleri, eğitim süreçlerini, istihdam olanaklarını ve toplumsal yaşama katılımı kapsayan bütüncül bir yaklaşımdır. Kapsayıcı eğitim ortamları, otizmli öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun desteklerle öğrenme süreçlerini güçlendirirken, tüm çocuklar için farklılıklarla birlikte yaşama ve empati geliştirme fırsatı sunar. Benzer biçimde, destekli istihdam modelleri ve iş yerinde makul düzenlemeler, otizmli bireylerin üretken ve sürdürülebilir biçimde iş yaşamına katılımını mümkün kılar.
Kapsayıcılık, yalnızca belirli dönemlerde hatırlanacak bir kavram değil; politikaların, hizmetlerin ve toplumsal tutumların merkezinde yer alması gereken sürekli bir sorumluluktur. Otizmli bireylerin erken tanıdan eğitime, istihdamdan bağımsız yaşama kadar tüm yaşam alanlarında hak temelli ve kapsayıcı desteklere erişebilmesi, daha adil ve eşitlikçi bir toplumun ön koşuludur. Farklılıklarıyla birlikte herkes için güvenli, erişilebilir ve destekleyici bir yaşam alanı yaratmak, kapsayıcı bir toplumun en somut göstergesidir.
Hazırlayan: Dr. Nursinem Şirin
Eğitim AR-GE ve Projeler Direktörü
- Kusuma, N. (2023, March 31). Neurodiversity movement: Embracing autism acceptance & inclusion. Green Network Asia.
- Motavalli Mukaddes, N., Ercan, E. S. (2023) Yaşam boyu nörogelişimsel bozukluklar. Simurg Arts.
- Ökcün Akçamuş, M. Ç., (2024). Tohum Otizm Vakfı Değerlendirme ve Gelişim Raporları VII: Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireyler için Kapsayıcı Yaklaşımlar. Tohum Otizm Vakfı.
- UNESCO (2005). Guidelines for inclusion: Ensuring access to EFA. United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization. https://www.ibe.unesco.org/sites/default/files/Guidelines_for_Inclusion_pdf
